Taş; “Devletin adil hakemliğinde, kadın ve erkeğin işbirliği sağlanarak çözülebilecek bir mesele olan kadına yönelik şiddet meselesinden, yeni bir tür “kadın sömürüsü” icat edilmektedir. Kadını ve kadına yönelik şiddeti sömürerek, şiddeti erkeğe, çocuğa, aileye hatta tüm topluma yönelten bu istanbul sözleşmesi, “kadınlara eşitlik” sloganının altına gizlenip insanın yaratılıştan gelen biyolojik kadınlık ve erkeklik cinsiyetlerini kabul etmeyen; kurgulanmış lezbiyenlik, gaylik, biseksüellik ve translık gibi ahlaken sapkın eğilimleri Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında meşrulaştıran, bu sapkınlıkları yeni nesillere olumlu bir şeymiş gibi dayatan projeleri, Tv programlarını, medya yönlendirmelerini, eğitim faaliyetlerini red ve protesto ediyoruz.
İstanbul Sözleşmesi Erkek olmayı, aileyi ve çocuk merkezli beraberliği hastalıklı bir hal olarak gören ve erkeğe zulmederek kadından uzak durmaya, erkek kadın arasında rekabet ilişkisi yaratarak aile içi huzursuzluğu ve boşanmaları körüklemeye, toplumları sapkın ve çocuksuz ilişki modellerine yönlendirip nihai olarak bir nüfus kontrol mekanizması inşa etmeye çalışan emperyalist bir “Ailesiz Toplum Projesi” olarak görüyoruz.
Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi’nin; evlilik, aile kurma, çocuk yapma niyeti ile kadına yaklaşan erkekleri çok ağır cezalara çarptırarak evlilikten uzak durmaya zorlamasını reddediyor ve kınıyoruz.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve KİNSEY politikalarının, Türkiye gibi Müslüman bir toplumda hayata geçirilmeye çalışılmasına DUR denilsin istiyoruz. Türkiye, bu anlamda İslam ülkeleri için rol model olarak gösterilmek sureti ile, bu operasyon Türkiye’nin şahsında İslam dünyasına yönelik bir tehdittir. Bu tehdit, bu anlamda İslam toplumuna ve mazlum halklara karşı topyekun bir saldırıdır.
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği politikalarının aileyi neredeyse bitirme noktasına getirdiğini bunun bir beka meselesi bir VAROLUŞ SAVAŞI olduğu çağrısında bulunuyoruz.
İstanbul Sözleşmesi’ni; din, namus, gelenek, örf” veya “anne/babalık adına çocukların cinsel yaşamına müdahale edilemez” deyip, serbest cinselliği teşvik eden; ancak gayet iyi ve samimi niyetle 18 yaşın altında evlenmeye kalkan erkeği 8-10 yıl tecavüzcüler koğuşuna, eşini ve çocuklarını cezaevi kapılarına mahkûm eden bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
İstanbul Sözleşmesi’ni; her türlü sapkın; kadın kadına, erkek erkeğe ortamlarını meşrulaştırıp, sadece birkaç gün evli kalan erkekleri bile ömür boyu nafaka cezası ile cezalandıran bir sözleşme olduğu için reddediyoruz.
Aile Yıkan yasaları; boşanan babalara kendi çocuklarını haczettiren, defalarca kendi çocuğunu görmek için harç ödettiren, “ebeveyn yabancılaştırmaları” ile çocukları babalarına düşman ettirdiği için reddediyoruz.
6284 nolu yasayı; erkeği kendi evinden, çocukları önünde sokağa atan, toplum önünde aşağılayan ve cinayetleri artıran lanet yasanın ısrarla uygulamasını protesto ediyoruz.
Bizim de çocuklarımızı sağlıklı bir şekilde büyütebileceğimiz, koruyabileceğimiz aileden başka bir çözümümüz yok! “Görmüyor musunuz” diyoruz.
Aileye savaş açmış, toplumu ve aileyi terörize eden İstanbul Sözleşmesi’nin, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’nin ve bağlı uygulamalarının Avrupa ülkeleri gibi geri dönülmez aşamalara gelmeden iptal edilmesini istiyoruz”



