İSRAFIN EN TEHLİKELİSİ

Op. Dr. Kemal Tekden

“Allah israf edenleri sevmez.” (Araf Suresi 31) ayetini hepimiz biliriz. Kur’an’da Allah’ın müsrifleri helak ettiği de bildirilir. Buna rağmen özellikle çağımızda israfın ne denli büyük boyutta olduğu hepimizin malumudur maalesef. İsrafı, hayatımızın her yanında boşa giden, heba ettiğimiz şeyler olarak ele aldığımızda Allah’ın hitabı bizi adeta titretmeli, üzerinde ciddiyetle durmamızı gerektirmelidir.

Elbette kullandığımız su, elektrik, ekmek, yemek, enerji, mal gibi pek çok şeyin israfından rahatsız olmamıza rağmen bu israfı yaparız. İsveç’te yetkililer su israfından o derece mustarip olmuşlar ki, şişe sularının üzerine Hz. Peygamber’in şu hadisini yazmak zorunda kalmışlar: “Akan bir nehirden su kullanırken bile israftan kaçının.” Çünkü bu israf böyle devam ederse küresel ısınmanın arttığı dünyada insanlık bir süre sonra susuz günler görecek. Ekmek israfının ise çok ileri boyutlarda olduğu ve israf edilen ekmeğin dünyadaki bütün açları doyuracak boyutta olduğu söylenmektedir. İsraf konusu olan diğer konularda sonuçlar hepimizin malumu.

Bu konuda şu önemli bir hadisi şerif de dikkat çekicidir: “Beş şey gelmeden şu beş şeyin kıymetini bilin: 1- Hastalık gelmeden sağlığın, 2- Fakirlik gelmeden zenginliğin, 3- Meşgul olmadan boş zamanın, 4-İhtiyarlık gelmeden gençliğin, 5- Ölüm gelmeden hayatın.” Burada elbette sağlığın, hayatın, boş zamanın, zenginliğin ve hayatın israfından bahs edilmekle birlikte gençliğin de kıymeti bilinmediği takdirde israf edilebildiği ifade edilmektedir.

Kendi gençliğimizi yeterince değerlendirebildik mi? Şu an bunu tartışmamız işi farklı boyutlara götürecek, belki de bugün için zaman israfı olacaktır. Olmuşu elbet konuşmalıyız ama bugünümüzü kaybetmek daha kötü olacaktır. Ben burada gençlerimizin israfı üzerine durmak istiyorum. Türkiye batılı ülkelere göre oldukça genç ve dinamik bir toplum özelliğine sahip. Bu bir avantaj teşkil etse de o gençleri layıkıyla yetiştiremez isek, bu avantaj tersine dönme riskine sahip. İyi yetiştirilmemiş her genç toplumsal bir belaya dönüşme riski taşımaktadır. Gerek bozuk ve kalıplaşmış eğitim sistemi içerisinde, gerekse onları anlamayan bir toplum yapısında gençlerimizi heba ediyoruz. Milletimizin önünü açacak nice yeteneklerimiz de böylece kayboluyor.

Bir taraftan ailevî travma yaşamış, diğer yandan da hayatın her türlü sillesini yemiş bir gencimiz “Yetişkinler, gençleri anlamıyor.” diyordu. Ne kadar acı değil mi? Eğitim sistemi onları içi bilgiyle doldurulacak bir kova olarak görürken, o gencin ruhunu doyurmak, onun ne tür manevi boşluk içinde savrulduğunu düşünmek o sistemin derdi değil sanki. İntihar eden nice gencimizin durumu bundan farklı değil. Hepsi anlaşılamamaktan, sığınacak bir sıcak kalp bulamamaktan şikayetçi. Bu gençler göz göre göre yok olup gidiyor. Hem Milli Eğitim, hem de Diyanet yetkilileri bu gençlerimize karşı mesul olduklarını anlamalılar.

Gösterişli binalar, aynı mahalleye tekrar tekrar yapılan camiler karşısında Müslümanlar “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözünü söyleyen atalarımızı ne denli anlamış acaba. Anlasaydık bu sözü şöyle bir tarza çevirebilirdik zannederim: “İnsanı yaşat ki camiler yaşasın.” Gelecekte camilerin ahır yapılmaması için gençleri israftan vaz geçmeli, onları anlamaya ve sevgiyle kucaklamaya başlamalıyız.

X, Y, Z gibi farklı nesillerden bahsedilse dahi, gençlik bence hiç değişmedi. Bin yıl evvel neyse o. Bu farklılaştıran kara propagandaya rağmen yine heyecanlı, yine kanı deli akan insanlar onlar. Fakat bugünkülerin yöntemleri farklı. Onlar çok zekiler ve söylemlerimize değil, inandığımızı nasıl yaşadığımıza bakarak bizi değerlendiriyor. İslamî söylem içinde olup da yalan söyleyen, haksızlık yapanlardan nefret ediyorlar. Bizden dolayı dinden soğuma başlıyor onlarda. Bu durumda bizler, başkasını dinden nefret ettiren gibi tehlikeli bir noktaya ulaşıyoruz Allah muhafaza. Onları suçlamak yerine kendimizi sigaya çekmeliyiz. Onlar bozuluyorsa da tek suçlusu biziz.

Gençler idealist ve haktan yanadırlar daima. Bu yüzden münafık tiplilerden de nefret ederler. Ufacık bir samimiyet ve dürüst yaklaşım ise mutlaka karşılık bulacaktır. Resulullah Efendimiz “ Ben bu dini tebliğ ettiğimde gençler bana sahip çıktı” buyurmuştur. Demek ki, her büyük dinamizmin, her güzel hareketin temelinde gençler vardır. Yeter ki onlara iyi rol modeller olalım.

Gençleri israf etmemiz, Allah karşısında kendimizi israf etmek olacaktır. Rabbim bizi helak olmaktan korusun.

YORUM EKLE

banner4